Paris Texas Vesilesiyle

Home/Av. Ali Rıza YAMAN/Paris Texas Vesilesiyle

Paris Texas Vesilesiyle

“Paris Texas” Vesilesiyle

Av. Ali Rıza Yaman

 

Eskilerin ifadesiyle “fart-ı muhabbet”e güzel bir misâl teşkil eden filmdir Paris Texas..

“Fart”; keyfiyetsiz çokluk ifadesidir.

Sevgi çok, ama muhtevadan yoksun ve bu yüzden kof bir hissîlikten ibaret.

Böylesine kof bir hissîliğin neticesini Wim Wenders bütün haşmetiyle ortaya koyuyor:

Sevdiğine sürekli kaçma hayalleri kurdurmalar…

Sevdiğinin ayağına bir hayvan gibi çıngırak bağlama türünden “buram buram zekâ” kokan buluşlar…

Bu sevginin neticesinde dünyaya gelen çocuk ise; bir “şey”den ibaret…

Ebeveynini iyi veya kötü hissettiren bir “şey”…

İyi hissettirdiği nispette; “iyi bir şey”,

Kötü hissettirdiği nispette; “kötü bir şey”…

“Her şey kendisinden sonra gerçekleşecek kemâl için yaratılmıştır” der İ. Gazalî Hz.’i.

Kadın ve erkek birbirini sevmemeli, çok sevmeliler.

Birbirlerini çok severken de, bu “çok sevgi”ye mânâ ve mahiyet kazandırmalılar.

Mânâ ve mahiyet arayışı; hayatı ve varoluşu mânâlı ve değerli kılma çabasıdır.

Bu çaba; daîmidir.

Çünkü; tekâmül sonsuzdur.

Bir erkek için bu daimî “yolculuk”un (Karl Jaspers; hayatı/varoluşu mânâlandırma çabası olarak “felsefe yolda olmaktır” der ya…) yârı, yâreni, sebebi, vesilesi, neticesi kadındır.

Salih Mirzabeyoğlu bu durumu; “kâinat muhasebesini kadında hülâsalandırmak” olarak ifade eder.

“Çocuk” da; kendi fert hakikatiyle dünyaya gelendir.

Kendini imâr ve ihyâ eden, dolayısıyla fert hakikatini gerçekleştirici olan bir ebeveyn için “çocuk”; kendi hakikatini gerçekleştirmesine yardımcı olunması gereken bir “fert”tir.
***

Burada kullanılan “ferd” ile esas prensipleri ve zâtî itibariyle kötü olan batı’daki “birey”in aynı olmadığını özellikle belirtmekte fayda vardır.

Âlemde hiçbir şey zâtıyla değerli yahut değersiz değilken,

Âlemde “herşey”, herşey ile bir nispet ve ahenk içindeyken,

‘Müteal olan’dan arındırılan, bütün değerlerden azâde kılınan ve zâtî itibariyle değerlendirilmek istenen “birey”in kendi ‘ben’ine tapması, “yarı-tanrı” olma çabası kaçınılmazdır.

Oysa ki insan; değerleri gerçekleştiren tek varlıktır.

Çünkü “tenkidî şuur”a sahiptir.

Bu şuurla ‘değerler’i gerçekleştirir.

Değer; bir nispet ifadesidir.

“Fert”; kendini hakikat-i ferdiyye’ye nispetle değerlendiriyor ve gerçekleştiriyorken, “Tanrı” algısı bile antropoformik olan ‘birey’, kendi hakikatini neye nispetle değerlendiriyor ve gerçekleştiriyor?” suâli cevaplanması elzem bir soru olarak öylece ortada durmaktadır.

Belki coğrafî olarak değil, ama kültür havzası olarak değerlendirildiğinde Batı kültür havzası içinde değerlendirilebilecek olan Rusya’da kadın-erkek münasebetinin mahiyet ve hakikatini sarahate erdirememe zafiyetinin neticelerine ilişkin harika bir şaheser vardır: “Kroyçer Sonat

Gazeteci- yazar Gülçin Şenel‘in Tolstoy imzalı bu kitap vesilesiyle kaleme aldığı muazzam çalışmaları vardı.

Umarım bir gün kitaplaşır.

Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleminden:

“kadın erkek için vasıtadır

gaye daima çocuktur

peki kadın nedir erkek için?”

kadın için erkek vatandır

meyli bundandır erkeğe

allah rızası için oldu mu işin içinde

-“vatan sevgisi imandandır!”

böyle buyrulmuştur hadîs’te

son tecritte erkek vasıtadır

bir vasıta -imânın gayesine- allah’a

allah’a eriş oldu mu gaye- gaye resûl

ve çocuk en yakın allah’a

çocuk sırrı- çocuk sır!”

(“Münşeat -Önsöz/ Bayramlık-”, İbda Yay., ist- 2004, s. 86)

 

Etiketler: Av. Ali Rıza Yaman, Yaman Hukuk, Paris Texas, Win Wenders, İ. Gazalî, Karl Jaspers, Tolstoy, Kroyçer Sonat, Gülçin Şenel, Münşeat, Kadın, Erkek

 

By | 2017-08-12T22:23:25+00:00 Ağustos 12th, 2017|Av. Ali Rıza YAMAN|0 Comments

About the Author: